Sen benim hiçbir şeyimsin

Aziz Nesin

   “Benim sorumluluğum yok mu” diyorsun. Yüzüne karşı açıkça “senin sotumluluğun yok” diyemiyorum.

   Sorumluluk, yükümlü olduğun işten öleceğini bilsen bile kaçamaman, kurtulamaman demektir.

   Nasıl bunalımlı zamanlarında kaçıp kaçıp gidiyorsun. Bütün hepsini bırakmak istiyorsun!

   Peki senin bunalımların, mutsuzlukların var da benim yok mu? Ben senden az mı duyarlı kişiyim? Neden kaçamıyorsun? Neden sizleri bırakamıyorum!.. İşte sorumluluk budu. Elinde olarak ya da olmayarak girdiğin yükün altında paçandan, burnundan bağlı olmak ve bu yüzden öleceğini bilsen kaçmayı düşünmemektir. Sorumluluğun kurtuluşu yoktur.

   Birgün birden ölüp, bana bencillikle ölüm acısını, yalnızlığımı bir daha bir daha duyuracaklar korkusuyla hiç kimseyle dost olmak, hiç kimseyi sevmek istemiyorum. (2 Aralık 1960)

 

   Hiçbir şey,

   En doğrusunu sen, kendin söyledin. Sen benim “Hiçbir şeyim”sin… Benim büyük mutsuzluğum da burada. Bunu yüzüme bağırmadan da “Hiçbir şeyim” olduğunu bilfiğim insana “Her şeyim”i vermekteyim, vermek zorundayım. Bunun sorumluluğu, suçu, ne senin ne de başkalarının… Bu, kendime yıllardır yaptığım ve bir türlü kendimi içimden çekip kurtaramadığım katı ölçülü çevremden ileri geliyor. (4 Aralık 1960)

 

   “Hiçbir şey”im, sen haklısın… Kelimelerimiz bile yabancı oldu birbirimize. Bende bölüşeceğin “Hiçbişey”in kalmadı artık senin. Seni bu yüzden suçlamaya ne hakkım var!..

   “Hiçbir şey”im! Seni sevmek istiyorum, seni veya herhangi birini… İnsan yaşamak için nefes almak zorundadır. Nefes almak için de hava gerekli… Yaşamak isteyen havayı seçmez. Bende yaşamak için istiyorum sevmeyi. Sevgi benim için hava gibi bir gereksinim. Onsuz yaşayamam.

   Ama benim sevmemin bir tek koşulu var: Sevilmek…

   Sende tükenmiş olan budur. Olmayan üzerinde yok olan üzerinde tartışmak boşunadır. (4 Aralık 1960)

 

   Kadın bir gün kocasının söylediği en önemli şeyi unutur. İdarehaneden gelecek olan prospektüf provasını.

   Oysa, eskiden (yani sevdiği günlerde) kocasının söylediği en önemsiz şeyleri bile unutmazdı…

   “Hiçbir şey”im!..

   Şimdi anlıyorum ki, bütün suç benim, kimsenin değil… Ben kendimi size, hepinize olduğumdan başka türlü tanıttım. Yorulmaz, tükenmez, bitmez, yenilmez, yitmez bir kişi olarak tanıttım kendimi… İşte benim suçum bu. Oysa ben yütük, bitik, yardım dileyen bir kişiyim. İşte bu zavallılığımı gizledim herkesten…

   Büsbütün de yalan söylemiş değilim. Benim gerçekten büyük gücüm, yenilmezliğim var, ama sevildiğim zaman… İşte onu bulamayınca ben yeryüzünün en güçlü kişisi rolüne çıkmış en zayıf, en zavallı kişisi oluyorum. Bunu da herkesten gizlemeye çalıştıkça hırçınlaşıyorum. (4 Aralık 1960)

 

   “Hiçbir şey”im!..

   Hayatımın en güzel yazılarını, hiçbir şey yazmadığım sanılan şu son bir ay içinde yazdım. Ama bunlar, pazarda yeri olmayan satışsız, yazılar olduğundan, hiçbir şey yazmamış sayılıyorum…

   İnsanın “her şey”i olmasını istediği kişinin “hiçbir şey”i olduğunu bilmesi, sonra da bu gerçeği onun ağzından duyuncaya dek beklemesinin, buna dayanıp katlanmasının acısını başkalarına duyurabilecek miyim?..(4 Aralık 1960)