Propaganda Cihazımız

Cahit Tanyol

   Birkaç gündenberi, İngiliz umumi efkârı, tedhişçi Makarios’un tahliyesi hâdisesine, yöneltilmek için bayağı zorlanmaktadır. Radyolar, televizyolar, gazeteler İngiltereyi sarsan grev hâdiselerinden çok daha fazla Makarlos cenaplarıyla meşgul oluyor. Kısacası, öyle bir hava yaratılmaktadır ki, insana, Makarios denilen maskaranın zorla bir kahraman mertebesine çıkarılmasını ve Kıbrıs üzerinde meşru bir sözcü sayılmasını sağlamak için kasden menfaya gönderildiğine inanacığı geliyor.

   Hakikatte, İngiliz umumi efkârı bu adam hakkında bizden çok az farklı bir kanaate sahip. Bir din adamının tedhiş ya kundakçılığı körüklemesindeki çirkinliği ayıplamak hususunda hükümetlerinden daha anlayışlı.

   Kıbrıs dâvasının bizimle ilgili cephesine gelince, İngiliz halkı bu hususta külliyen cahil; tenvir edilmeğe muhtaç. Bizim gerek Birleşmiş Milletlerde ve gerekse Kıbrısla ilgili toplantılarda ortaya attığımız sağlam senet ve şahitler maalesef, İngiliz umumî efkarına mal edilmediği için bir salon konuşması halinde kalmış bulunuyor. Bildikleri tek şey, sadece orada Türk ekalliyeti olduğu için Kıbrıs meselesine müdahil ettiğimiz yolundadır. Tanıdık bazı İngilizlere Kıbrısla ilgimizin tarihi, jeolojik bağlarını, onu nasıl, ne zaman, kimlerden aldığımızı ve ne gibi şartlar altında İngiltereye verdiğimizi, Lozan hükümlerini dilimin döndüğü kadar izah ettiğim zaman cevap olarak:

   “İşin içyüzünü bize böyle bilmiyorduk ve bizim gibi İngiliz halkı da bilmiyor” dediler. 

   Bir zamanlar Londra sokaklarında Kıbrısı temsilen zincire bağlı bir Rum kızı dolaştırılmıştı. Biz bunu gülünç bir propaganda olarak görmüştük. Yunan propagandası kâh tedhiş, kâh tezallüm perdeleri altında hakikatleri gizlemek ve dünya halk efkârını kendi lehlerine çevirmek için her türlü çareye başvuruyor. Gerçi denecek ki, siyasi meseleler halkla değil; hükümetlerle halledilir, onlarla görüşülür; kabul… Yalnız, demokratik memleketlerde, umumî efkârın siyasi kararlara müesir olduğunu, roll oynadığını unutmamak da lâzım. Umumî efkâr bizim Kıbrıs üzerindeki hukukumuzu bilmese ayıplamaz. Kabahat bizim öğretmemiş olmamızdadır. Bu dış propaganda cihazımızın lâyıkîyle işlemediğinin en büyük delili değil midir?