GÖZLEM İlk Koşul...

Ugur Mumcu

MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın evinin önünde pusuya düşürülerek öldürülmesinden sonra bütün yurtta terör rüzgarları estirilmeye başlandı. Sazak’ın toprağa verildiği gün öldürülen yurttaş sayısı yirmibir’dir. Bundan sonra, iki kanlı halka gibi birbirine bağlı olarak yürütülen bireysel ve kitlesel terörün nereye kadar tırmandırılacağı, ne tür olayları başlatacağı ya da hızlandıracağı belli değildir.

Ama ortaya çıkan tablo bellidir. Toplumun duyarlı ve kızgın kesimlerini birbirleri üzerine kıyıma kışkırtanlar planlarının bir aşamasını Sazak cinayeti ile yönlendirilmektedir. Devlet, devlet olmaktan çıkmış, olayların basit bir izleyicisi durumuna düşmüştür.

Örneğin, hükümet, Gün Sazak’ın evinin önünde hiç bir güvenlik önlemi almamıştır. MHP Genel Başkanı Türkeş’in ve merhum Sazak’ın başvuruların karşın, hükümet, Sazak’ın evinin kapısına bir bekçi olsun bile koymayı düşünmemiştir.

Bu bağışlanmaz bir “görev ihmali” sayılmaz mı? Sazak’ın evinin önünde güvenlik önlemi alınmış olsa, katiller, hiç olmazsa bu kadar kolaylıkla cinayet işleyemez ya da cinayeti işledikten sonra ellerini, kollarını sallayarak kaçamazlardı.

Bu bir ihmaldir ve bu ihmalin üzerinde çok dikkatli bir biçimde durmak gerekmektedir...

Cinayetlerin, siyasal parti yöneticilerine kadar tırmanacağını, birçok kimse seziyor ve bu yoldaki kuşkularını ifade ediyordu. Üstelik bu kuşkuları doğrulayıcı “istihbarat raporları” da devlet yetkililerinin ellerinde dolaşıyordu. Böyle bir oramda siyasal pati yöneticilerinin güvenlik ve önlem dışında tutulması akıl alacak iş değildi.

Bu aşamadan sonra, “soranın CHP üst yöneticilerine geldiği” ya da önümüzdeki günlerde sol kesimin tanınmış adlarına cinayet silahlarının çevrileceği de yine devlet yetkililerince ifade edilmektedir.

Bütün bunlara karşın, bu cinayetlere yenileri eklenir ve de cinayetler “misilleme” yöntemleriyle tırmandırılırsa, o zaman “devlet” adını verdiğimiz üstün gücün işlevini gerçekten merak etmek gerekmez mi?

Bu kanlı gidişe engel olmanın yolu bu gibi alçakça işlenen cinayetlerin sorumlularını birbir ortaya çıkartmaktan geçer. Gün Sazak cinayeti, önceki cinayetler gibi karanlıkta kalırsa, bu kuşkulu ortamdan yararlanmak isteyen kanlı çetelere yeni cinayetler işlemeleri için yeni yollar açılmış olur.

Gün Sazak cinayeti, toplumun duyarlı kesimlerini, birbirlerini üzerine saldırmak isteyen karanlık odaların elinde terör ve yurttaş kanı içmenin özürü olmamalıdır.

Bunun için bu cinayetlerin, devletin bütün olanaklarının, en ivedi ve en etkin biçimde seferber edilerek, aydınlanması güncel bir zorunluluk olarak kabul edilmelidir. Bu yapılmadıkça, terör, bu olayı da kullanarak yeni hedeflere doğru acımasızca yürüyecektir.

Siyasal değer yargılarını, tek yönlü koşullandırmaları aşıp, her cinayeti, katilinin ya da kurbanının siyasal düşüncesine bakmaksızın kınamış olmayı bile suç sayan karanlık bireylerin önümüzdeki günlerde ney planladıklarını kestirmemek için kör ve sağır olmak gerekir.

Öncelikle, devleti, içine düşürüldüğü bu şaşkınlıktan kurtarıp, yeniden “Devlet” yapmak ve bu kan denizini etkin ve yansız önlemlerle biran önce kurutmak gerekiyor.

Ama nasıl, ama nasıl?

İLGİLİLERE NOT:

MHP yanlısı Hergün Gazetesi, cinayet kışkırtıcılığına devam ediyor. Bu yayınların suç sayılması için ille de hedef gösterilen kişilerin öldürülmesi mi gerekiyor? Sayın savcıların bu suskunluklarını, ceza hukukunun herhangi bir kuralına dayatmıyorum, kusura bakmasınlar!