Doğu-Batı ikiliği

Peyami Safa

   Türk Milletinin tarihi, Orta Asya ile Orta Avrupa arasında kolan vurmuş bir büyük milletin tarihidir. Yavuz’un fethettiği Tebriz ile Kanuni’nin fethetmesine bir adım kalan Viyana arasında başdöndürücü bir rakkas hareketi çizen Trüklüğün Doğuyu ve Batıyı kucaklayan ruhu, iki kıt’anın da kültür ve medeniyetleriyle asırlarca beraber yaşamış, nihayet her ikisini de birleştiren Orta-Doğuda bugünkü kararını bulmuştur. Türk tarihinden ve coğrafyasından, Doğuya veya Batıya ait kültür ve medeniyet eser ve tesirlerini silmeğe teşebbüs eden bir hayal, tarihin ve coğrafyanın söz götürmez gerçeklerinin granitlerine kafasını boş yere çarpmış olur

   Doğu ve Batıyı birleştiren Orta-Doğu merkezinde, kaçınılmaz bir tarih ve coğrafya kaderi ile iki dünyanın madde ve mânâ değerlerini halühamur eden Türklüğün yaratabileceği büyük medeniyet sentezini parçalamağa çalışmak, Türklüğü ortadan kaldırmağa uğraşmaktır: Doğu yobazı ile Batı yobazı arasındaki kavga, Oksijen ile Hidrojen arasından suyu ortadan kaldıran bu ayrılık gibi, Türk bünyesini vücude getiren birliği yok edebilir.

   Hürriyetini arayan dinamik bir toplumda Batıyı veya Doğuyu fazla benimseyen düşünce kutupları bulunabilir. Bu çatışma canlı bir varlığın şartıdır. Fakat Doğu hayranı Batıya, Batı hayranı Doğuya ait kültür ve medeniyet değerlerinin top-yekûn inkarına kalkıp da bu değerlerin müdafası karşısında yaygarayı bastığı ve şiddet metodlarına başvurduğu zaman, yobazın tâ kendisi olur.

   Doğu yobaziyle Batı yobazının kafa yapısı, beyin yapısı ruh ve zeka yapısı birdir. İkisi de muarız fikir kutbuna karşı müsahamasızdır, azgındır, akıl ve bilgi planına ait bir meseleyi kin ve ihtiras planına nakleder, kızar ve saldırır, fikir çatışmalarını sokak nümayişleri, hatta kanlı meydan kavgaları halinde soysuzlaştırmak gayretindedir. Bu ihtiras boğuşmalarına, bir de, içeriden ve dışarıdan, politika tahrikleri karışırsa -ki karışır- edepli bir fikir mücadelesi, bir memleketin varlığını tehlikeye düşüren iç savaşlar halini alabilir

   Bütün sınırlarımızı çeviren düşman da bunu bekliyor ve bunu gerçekleştirmeğe çalışıyor. Bu tuzağa düşen gazeteye, muharrire, politikacıya, genç ve yaşlı münevvere lânet olsun !