Balıkçılık

Selçuk Kaskan

Deniz, çok sert ve affetmez bir hocadır


Deniz, amatör balıkçılığın en mühim sahası olduğu için, başlangıç yazılarını teşkil bu makalelerde ondan da bir miktar bahsetmeden geçemeyeceğim. 

Bir denizci atasözüne göre, Deniz: “Benden korkandan korkarım, korkmayan nasılsa benim olacak.” Demiş. Bir dalgaya kaynayıp gitmeden, amatör balıkçılığınızın, uzun yıllar, sağlıcakla devam etmesini istiyorsanız, bu atasözünü hiç aklınızdan çıkartmayın ve denizden daima korkun sevgili okuyucularım..  Motorunuza güvenip, fazla açıklara, uzaklara gitmeyiniz.. Bilhassa Marmarada avlananlar ve Uskumru, Palamut çaparisinin ilk ağzında Boğaz dışına çıkanların buna dikkat etmeleri şarttır.. İhtiyatı hiçbir vakit elden bırakmayınız. Moturun kul yapısı olduğunu, her an ârıza yapabileceğini düşünerek, teknenizde emniyet tedbirleri almayı unutmayınız.. Geçen yazımda belirttiğim, altmış kulaçlık ip, yedek ıskarmoz, zengince bir takım (alât, edevat) çankası, bu gibi anlar içindir. 

Hattâ sandalda yer tutmıyacak şekilde tertiplenmiş, kısa bir direkle ufak bir yelken bile düşünülebilir. Ufak bir yelken, insanı, kolayına alınan bir rüzgârla, her zaman bir sahili selâmete ulaştırabilir. Denizden çekinme ve deniz emniyeti konusunda söylenecek bir kitap dolusu lâf vardır ki hepsini söylemek de, dinlemek de her zaman caiz ve elzemdir. Bir akşamüzeri, Selimiye önlerinde veya Burgaz adası arkasında tatlı tatlı çapari yaptıktan sonra, evinize dönmek üzere çalıştırmaya uğraşıp, inatçılık eden motorunuzun tamirine dalarak, kendinizi suların veya güzel güzel esen poyrazın tesiriyle, Sivri adanın civarında bulabilirsiniz.. Orasını da tutturamadığınız takdirde, gideceğiniz yer Bozburundur. Böyle tatsız maceralarla karşılaşmamak için en ufak bir ihmal yoluna sapmamak gereklidir. 

DENİZ ÇOK SERT BİR HOCADIR


Deniz çok sert ve affetmez bir hocadır; en ufak bir ihmali, adamın katbekat burnundan getirerek fazlasıyla ödetir ve yaptığına yapacağına bin kere pişman eder. Motorunuzun bozulduğunu anladığınız an teknenin şekline ve büyüklüğüne göre ya derhal demir alıp, bolca kalıma bırakıp (yani ip salıverip) yahut da varsa arkadaşınızı küreğe geçirip, kıyıya çektirerek, tamire oturmanız lâzımdır. Bu suretle sonunda motor tamiri mümkün olmasa da, herhangi bir şekilde kıyıya varma imkânı ortadan kalkmamış olur…

EMNİYET TEDBİRLERİ

Herhangi bir müessif sebeple sandalınız devrildiği yahut çok yakın bir kıyı ve akıntısız ve dalgasız bir denizde olmağınız takdirde, onu bırakıp yüzmeye kalkmayınız… Ne kadar iyi yüzerseniz, sandala tutunup durduğunuz kadar emniyette olamazsınız.. Bu meselelerde bizden çok daha ihtiyatla hareket eden ecnebiler, denize çıkarken yanlarına bir işaret tabancası ile birkaç can yeleği bile almayı ihmal etmemektedirler. Şimdi bir çok amatör arkadaşların “sandalı emniyet tedbirleriyle doldurdun bize yer kalmadı” diyerek bıyık altından güldüklerini ve benimle alay ettiklerini buradan görür gibi oluyorum. Bunlara cevap olarak: İyi bir amatör, belki on senede bir defa kullanılacak, fakat bu bir defada canını kurtaracak olan bütün bu tedbir araçlarını, kendisini rahatsız etmeyecek şekilde sandalına yerleştirmeyi bilir, diyeceğim ve bu hususta daha fazla tafsilâta girmeyi zait bularak, onları bu alaylarına pişman etmemesini, Deniz ilâhı Neptünden niyaz edeceğim…

BULUNDURACAĞINIZ OLTALAR

Gelelim oltalara. Bir amatörün olta kutusunun oltalar görünzed bulunması gerekli oltalar, aşağı yukarı şunlardan ibarettir: 1 veya 2 adet 0m/m30 kalınlığında Naylondan İzmarit veya zargana oltası. 1 veya 2 adet 0m/.m40 veya 0.50 kalığında Lüfer, Mercan (litrinos ve yarım kiloya kadar kırma mercan) hani, yemli uskumru, yemli kolyoz, karagöz, dülger oltası (ince istavrit, kolyoz ve uskumru vonozu, koloridye, çiroz çaparisine de kullanılır). 1 veya 2 adet 0.60 kalınlığında, kofana, kırlangıç, palamut, levrek ve – dipli – sinarit, mercan oltası (iri kolyoz, uskumru, lipari ve karagöz – istavrit çaparilerine de kullanılır). 1 veya 2 adet 0.80 veya 0.90 kalınlığında, torik ve (sürütme  ve seğirtme) sinarit oltası (balık fazla vurmadığı zamanlarda palamut çaparisine de kullanabilir. Fazla vurduğunda, yani çapariye çk balık geldiğinde, ince gelir)… Aslında bu oltalardan birer tanesi bir amatöre kafi olup – veya 2 tane – dememin sebebi bir amatörün bir arkadaşını balığa çıkartmasının âdet olduğu ve onun eline de icabında bir olta vermek zevkinden mahrum olmamasını göz önüne aldığım içindir… Oltalar kalınlaştıkça kutuda fazla yer işgal edeceğinden, bunlardan bazılarının iki yerine bir tane alınması da mümkün ve keyfe kalmış bir şeydir. Ayni kalınlıkta oltaların birçok balıklara kullanılması oltanın ucundaki fırdöndüden sonra gelen ve beden denilen, ekseri, iki kulaçlık kısımın ve bunun ucundaki ağırlık ve tutucu kısım olan iğne ve zokanın değiştirilmesiyle kabildir. Hangi balığa hangi beden, kurşun, zoka, iğne, kıstırma v.s kullanılacağını da sırası geldikçe ayrıca arzedeceğim.